masal


İlk görüşte aşık olmak istiyorum
ya da hiç görmeden olmak.
içimdeki sonsuz sevgiyi vermek istiyorum
hiç kırılmadan...karşılık beklemeden
İnsanları sevebilmek istiyorum
Güvenebilir olmalarını diliyorum.
Onlara inanmaya ihtiyacım var.
Masal olmak istiyorum.
Saçma..
anlaşılır
ve kırmızı.

duvar


ya gördüm neyleyim
insanlar vardı duvarın içinde.
ya ben hep duvara konuştum
ya da duvar değil konuştuğum, içinde insanlar var.
nedense beni anlasın istedim içinde insan olan duvarlar.
bilmiyorum,
belki de ben gerçekten delirdim
onlar haklı belki de.
içinde değil duvarların insanlar
sadece arasındalar..


Yılmaz Erdoğan

Aynadaki Kız..



aynadaki kıza deirn derin baktım yine
ben gbi sanki..
saçları..gözleri..parmakları..dudakları
inceledim yine aynadaki kızı
insanların bende gördüklerini görmeye çalıştım
konuştum bir başka benle
aynı anda konuştuk aynı anda dinledik birbirimizi
sessizliği gördüm içimde
ben sıkılana kadar baktık birbirimize
sonra ben sıkıldım
kırdım onu
kayboldu aynadaki kız
içim gbi..
ben gbi..
tuzla buz oldu

Umut ve üzüntü arasında..


hayat insanı öyle karamsarlaştırıyor ki
büyüdükçe gülümsemelerimiz azalıyor
tanrıdan uzaklaışıyoruz,
kalbimiz ayın karanlık yüzüne dönüyor
kötüymüşsüz Tanrım, adaletsiz mişsin...
cennet ve cehennem saçmalığınla bizi kandırmaya çalışıyor muşsun
yalanmışsın..
gerçekten beni sevmiyormuşsun...
sevdiğini biliyorum..gerçeği biliyorum;
ama anlatamıyorum
isyankar olmayı seçenler...
kendilerine bakmak için sadece aynayı kullananlar o kadar çok ki...
yarattıkları bu pislik denizinin altında engin bir bilgi zenginliği yatıyor
insanların kalpleri körleşiyor..
sadece görebildikleri dokunabildikleri şeylere gerçek diyorlar..

gerçek nedir???

gerçek hissetmektir...
kalbine koyulan bir el değil...
o elin hissettirdiğidir gerçek..
dokunmak değil, dokunuştur gerçek..
onlara içlerindeki kuşkuları nasıl yok edeceklerini öğret.
onlara görmeyi öğret Tanrım..

siyahtoka

Last Wish


watch me..

I'm falling day by day

I want to be with you until I feel the floor

now..watch my falling down..

kiss my lips gently

It's the last part of my life

wrap me in your arms

let me feel your skin and your heart rhythm

listen to my sound

I'm whispering something

smell me

I'm smelling like a strawberry for the last time

love me

as I love you

let me it comes true

believe me

I am not playing..

all my games are over now...

close your eyes

give up your words

and just touch me until I disappear

Sahip ve ait olma psikolojisi


İnsanoğlunun temel kaygılarından ikisi, ait ve sahip olmak.

Bir bebeğin doğumundan başlayan, gün geçtikce artan kaygılar arasında günümüzün koşullarında belki de en öne çıkan iki büyük kaygı...

Aidiyet, Türk Dil Kurumu'na göre "ilişkinlik" anlamına gelen Arapça kökenli bir kelime. İnsanı diğer doğa canlılarından ayıran en büyük özellik kültürünün, bireyler ile olan ilişkilerinin içgüdülerinin üzerine geçmesi. Diğer bireylerle iletişimimiz hayata anlam katma kaygısını bastırma konusunda da insan yaş*mının önemli bir parçası. Sanat ve edebiyat gibi yaratıcı öğeler de bu kaygı ve ilişkilerin ortaya çıkardığı ürünler.

Yolculuk anne rahminde başlıyor. Bebek aynı zamanda hem annesine ait bir parça hem de annesine sahip. Doğum anında bu aitlik-sahiplik ilişkisi fiziksel ayrılık ile zarara uğrar. Doğum sırasında bebeğin ağlama davranışı bu ilişkinin bozulması, anne rahimdeki duruma göre tehlikelere karsı savunmasız durumda kalma ve dolayısı ile güven kaybından dolayı ortaya çıktığı söylenmektedir.

İnsanın yetişkin bir birey olana kadarki gelişim evresinde aile bağları bu sahip olma ve ait olma kaygılarını biraz olsun giderebilmekte.

Aile yanından ayrılan bireyin durumu annesinden yeni ayrılmış bebeğin durumundan çok farklı değil. Sadece bu donemde sahip olma duygusu ait olma duygusunun bireyden bireye fark etse de bir şekilde öne çıkma gayreti göstermekte. Yetişkinliğe ulaşmış bireyde kendi hayatını kurma aşamasında gündelik hayatın getirdiği sorumluluk ve kaygılar ile birlikte varoluşsal kaygılar da önem göstermekte. Bu kaygılardan ikisi olan ait ve sahip olma ilişkisinde karşımıza özgürlük kavramı irdelenmesi gereken bir konu olarak ortaya çıkıyor.

Özgürlük hissi beraberinde bireyin yaptığı seçimlerin sorumluluğunu kendine yükleme anlamı taşımakta. Özgür olma durumu, seçilen yollar, saf dışı bırakılmış seçenekler ve varoluşumuzun geldiği durumun sorumlusunun tamamen kendimiz olduğunu söyler. Bu durum ise insanoğlunun hayatının sorumluluğunu kader, kötü şans gibi unsurlara atmaya imkan vermemekte. Yapılacak muhtemel kötü tercihler ve bunların getireceği yoğun kaygılar, pişmanlıklar özgürlüğün yoğun bir kaygı taşıdığını gösteriyor.

Bir eşe, aileye, düzenli bir işe sahip olmak, aynı zamanda bir ailenin ferdi, o aileye ait bir parça olmak ait ve sahip olma kaygılarını gidermenin yolları. Belirli bir sınıfa ait olma, bir topluluğun üyesi, bir takımın parçası olma isteği gene bu kaygıların ürünleri.

Belki de asıl sorun, bu varoluşsal kaygılarımızın arasında benliğimizi nereye oturtacağımız... Ne kadar dış dünyadan yalıtılmış bir şekilde yalnız olduğumuzu bilsek de, insan ilişkilerinin ruhsal doyum ve benlik bilincimiz için vazgeçilmez olduğunu biliyoruz. Yalnız bu ilişkiler sırasında varoluşsal kaygılara boğulmak belki de yabancılaşmanın yoğun bir biçimde yaşandığı toplumlarda kendinden uzaklaşan bireylerin en önemli problemlerinden.

Kaygılar çevresinde yaşamak, bir çok insanın düşündüğünün aksine kendi benliğinden uzaklaştırmayı beraberinde getirir. Geçmişten günümüze insan türünün gelişimi sürecinde temelde hala hayatta kalmak, neslini devam ettirmek gibi temel güdülerin varlığı tartışılmaz olsa da, güdülerini sorgulama ve yargılama insan nesline ait birer özellik. Oluşturduğumuz bu kültür yapısı insan benliğinden bağımsız değildir elbet. Öznel benliklerimiz insan doğası diye atfetilen yapılardan tamamen bağlantısız olmasa da bağımsız gelişir. Ait ve sahip olma kaygıları tamamen yok edilemese de özellikle insan ilişkilerinde kontrol altına alınması gereken kaygılar. Aksi halde bireyin diğer bireylerin öz benliğine müdahale etmesi yahut benliğin ait olunan birey, kurum yada topluluktan bağımsız gelişememesi söz konusu olabilir. Bizler bağımsız birer birey olarak kendi gelişimimizi tamamlayabilir ve sosyal evrim sürecine olumlu şekilde dahil olabiliriz.

Doğuştan gelsin ya da sonradan öğrenilsin, hayata ve yaşama dair kaygılarımız bizlerin zayıf yönleridir. Tarih boyunca toplumların, korku psikolojisi ile yonlendirilmiş bireylerin kaygıları sayesinde yönetilme ihtiyacı ve itaat davranışı ortaya çıkmıştır.

İnsanların hür ve değerli bir öz benlik, kültürel yapılarında gelişim ve kültürün bireye yonelik değer katılımını sağlamaları için kaygılarının etrafında dönmeyi bırakıp onları sorgulamak zorundadır.


hiç yaşanmamışsın gibi..


hep hayal ettiğiniz bir şey birden sizin olur ya
ne yapacağınızı bilemezsiniz
beklenmedik bir anda beklenmedik bir şekilde gelen bir süpriz
uzun süredir arzuladığınız bir şey
hiç çaba sarfetmeden ellerinize verilince
ne onu tutabilirsiniz ne de bırakabilirsiniz
ortalarda bir yerlerde kalırsınız
en kötüsüde budur zaten


her anını hatırlasanızda
bazen hiç yaşanmamış gibi hissedersiniz.

hikayesi olan şehir



gidenlerle dolu bu şehir
uzaklarla dolu
gelenlerle dolu bu şehir
yolları kesişenlerle
korkuyla dolu..
her anı ölüm her anı yaşamak gibi..
binlerce nefes binlerce kalp binlerce kalabalık binlerce yalnızlık...
yaşanmışlıklarla dolu
hayallerimizle
bazen korur gibi istanbul
bazen düşmanım gibi
bazen benimle ağlar gibi
bazen büyük bir kahkaha gibi
ben gibi bir şehir.

Çocukluk



annemin oyuncaklı çikolata aldıgında dünyanın en mutlu insanı oldugum zaman
kırmızı babetlerimin içine giydiğim pembe çoraplar
annemin en pahalı makyaj malzemelerini sürdüğüm zamanlar
yemekten önce çikolatanın yasak olması
uykuya dalana kadar masal dinlemek
doya doya yaşanılması gereken anlar..
yaşanılmazsa ilerde eksikliğini duyacağım çocukluğum
parfüm şişelerine söylenen şarkılar
şımarmak
bukleli saçlarım
dizlerimdeki yaralar
dünyayı dolaşabiliceğimi sandığım bisikletim
diş perisine dua ettiğim...
karanlıktan korkunca ağladığım zamanlar
yemek yemem için şebek ettiğim insanlar
sınırsız şımarabiliceğim bir dedem.
saçmalamamın doğal bişeymiş gbi karşılandıgı
hatta bazen ne söylediğimi kendim bile bilmediğim zamanlar
sevimliymişim gbi bakan gözler
üstümü başımı kirletebilme özgürlüğü
henüz öğrenmemiş oldugum yalanlar
bir o kadardaa bildiğim masallar
inandığım bal kabaklarıydı
çocukluğum.

Sarılmak

Free Hug
"Avustralya'lı Juan Mann için işler Londra'da yolunda gitmedi. Her şeyi geride bırakıp Sydney'e geri dönen Mann'ı havaalanında tatsız bir sürpriz bekliyordu. Kendisini karşılamaya gelen tek bir kişi bile yoktu, evim diye adlandırabileceği bir yer de. Artık kendi şehrinde bir turistten farksızdı. Uçaktan inip sevdikleriyle kucaklaşan, gülen insanları izleyen Mann kendisi için orada birinin bekliyor olmasını çok istedi. Kendisini gördüğü için mutlu olan birinin, kucaklayacak birinin olmasını. Bu yüzden, bir karton kutu buldu, iki tarafına da "sarılmak bedava" yazdı. 15 dakika insanlar Juan'a sadece baktı, ardından biri omzuna dokundu ve köpeği o sabah öldüğü için ne kadar üzgün olduğunu söyledi. O sabah aynı zamanda o kişinin tek kızını trafik kazasında kaybedişinin ilk yıldönümüydü. Juan kadına sarılıp yolcu ettiğinde kadın gülümsüyordu. Free hug campaign bu şekilde başladı."
"İtalyan Pisa Üniversitesi'nin araştırması: Aşk ve tutku iki senede bitiyor... Uzun ilişkilerin sırrı "sarılma hormonu" olarak adlandırılan "oksitosin"de gizli. Bu hormon, bekârlarda görülmüyor. Oksitosin, çiftlerin ayrılmasını önleyen bir yapıştırıcı görevi görüyor. "
"bir insanın normal bir psikoloji için günde ortalama 12 kez sarılmaya ihtiyacı olduğu yazıyordu. Nefes, ekmek, su kadar gerekli…"
"Sarılmak ilaç gibi ABD'deki North Carolina Üniversitesi uzmanları, sevgi dolu bir sarılmanın kalp krizi riskini düşürdüğünü iddia ediyor."
ilaç isteyenn?? (:

Daha çok var..



yıkılacak hayallerim var

söylenmemiş sözlerim..

tüketilicek umudum var


anlatmadığım masallarım

bilmediğin sırlarım var...


Bir yer var mı?


Bir Yer Var mı Bildiğin..?
Birgün mutlaka değil

Bugün burada dediğin.

Bir Yer Var mı Bildiğin..?

Sadece duymak istediğin sesleri duyabildiğin,

Sırlarını bildiğin ama kimselere vermediğin,

Bir sonraki adımı hep merak ettiğin,

Her ana kendinden birşeyler katabildiğin.

Bir Yer Var mı Bildiğin..

NO QUİERO



Dans medeni bir ihtiyaçtır. M.K.ATATÜRK

Senin gözyaşlarının suçlusu olmak istemiyorum
Acılarının temeli ben olmak istemem
Sen şarkı söylerken soluğun olmak istiyorum
Işık olmak istiyorum umutların için

Garip yazılar



 - Kanada, Nova Scotia'daki East Dalhousie mezarlığında yatan Ezekial Aikle'ın mezartaşında şunlaryazıyor: 
Ezekial Aikle burada yatıyor. Yaş 102 İyiler genç ölür.

- İngiltere, Ribbesford'da bir mezarlıkta : 
Anna Wallace İsrailoğulları ekmek istedi Ve Tanrı onlara kudret helvası gönderdi, Yaşlı katip Wallace bir eş istedi, Ve Tanrı ona Anna'yı verdi. Pennsylvania,


- Uniontown'da bir mezarlıkta: 
Burada, Fren yerine Gaza basan Jonathan Blake'ın bedeni yatıyor. 

-Nevada, Silver City'de bir mezarlıkta: 
Butch burada yatıyor. Delik deşik gömdük onu. Hızlı tetikti, Ama yavaştı silah çekişi.


- Vermont'da bir mezarlıkta bir dulun yazdığı mezar taşı: 
3 Ocak 1803'te ölen kocam John Barnes'ın kutsal hatırasına Güzel ve genç karısı, yaş 23, iyi bir eşin pek çok özelliğine sahip ve teselli edilmeyi bekliyor.


- Vermont, Stowe'da bir mezarlıkta anonim kalmak isteyen birinin mezartaşı: 
Ben herhangi biriydim. Ki, kim olduğum sizi kesinlikle ilgilendirmez.


- Georgia'da bir mezarlıkta:    "Sana hasta olduğumu söylemiştim!"

Pray


Melody..

Ve her zaman hissediyorum,
tenimi,
Metalin üstünde nefes almak...
Bu huzurlu olmamı sağlıyor,
..ve sessizlik olmam gereken yer...


Her zaman yalnız hissediyorum,
Ve ??? unutulmuş,
Nefes alabilmek için
bir şeylere inanmaya ihtiyacım var
mesela melekler gbi...

nefes alıp verirken..
her zaman görüyorum,
acılarımı,
Sessizliğe ihtiyacım var,
sessizlik: korkularımı gizlediğim yer..


şarkıyı dinledikçe karamsarlaşsamda çok seviyorum (:
melekleri anımsatıyor..onlara inanmasam nasıl yaşardım...



Tapınak yazısı


Gürültü,patırtının ortasında sükunetle dolaş;sessizliğin içinde huzur bulunduğunu nutma.Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olaya çalış.Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun.


Bağışla ve unut.Ama kimseye teslim olma,içten ol;telaşsız,kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü dünyada herkesin anlatacak bir öyküsü vardır.


bu da bi tapınak yazısıymış..

devamı var ama bu kadarı hoşuma gitti

Yuvarlağın köşeleri


Yuvarlağın Köşeleri...

YAPITLARI

Dünya Kaçtı Gözüme (1955)

Sen Sen Sen (1956)

Bir Kapı Önünde (1957)
Yuvarlağın Köşeleri (1961)
Yumuşaklıklar Değil (1962)

Nasılsın (1970)

Çiçekleri Yemeyin (1975)

Yalnızlık Paylaşılmaz (1978)

Bir Kapı Önünde (1982, toplu şiirleri 1, ölümünden sonra)

Yalnızlık Paylaşılmaz (1982, toplu şiirleri 2, ölümünden sonra)

Benden Sonra Mutluluk (1983, yayınlanmamış şiirleri, ölümünden sonra)

Özdemir Asaf..






Süpriz misafir


Süpriz misafir.. :/

Ziyaret edilmek istemem, çünkü o beni, ziyarete layık efendi rolüne zorlar, bu rolü dolduramayacağım için abartılı davranmak, hizmet için zorunlu olan alçakgönüllülükten uzaklaşmak zorunda kalırım.Tahir M. Ceylan

hiç sevemedim davetsiz gelen misafirleri.pek de sevmem süprizleri...çikolatadan çıkmadıkça (:

Kadın


Kadın diyor ki: Benim iki ruhum var. Biri modern, biri ilkel…Modern olanı özgürlüğüne saygı duyuyor, öylesine incelikli, öylesine anlayışlı ki.İlkel olanı seni yalnızca kendine istiyor, paylaşmayı reddediyor. Kimin aradığı belli olmayan her telefonda sıçrıyor, en ufak bir parfüm değişikliğinde karalar bağlıyor. Rüyanda bir kadının seni öptüğünü, iki kolun boynuna dolandığını düşünüp bir cinayet planlıyor.2500 yıllık köklü bir eğitim almış olsam da, sen aşkın o hayvansı, ilkel yanını benden söküp atamazsın.

Erkek


Erkek diyor ki: Kollarında bin kez tatmin olsam da, kendimi başka kadınları baştan çıkarabilecek güçte yırtıcı bir hayvan olarak görüyordum. Bu evden her an çekip gidebilmeyi umuyordum. Sadakatsiz olmayı arzuluyordum.Benim de iki ruhum vardı. Gerçekle yetinmeyi bilmeyen, ona hayranlık duymayı beceremeyen.Seni ne kadar sevdiğimi söyleyemiyordum. Evliliğimizin en büyük serüvenim olduğunu itiraf edemiyordum.

 Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler, kitabından.


aşkın gizemi ölümün gizeminden daha büyüktür sözünü getirdi aklıma

Einstain

Einstain...

Einstein hastalanınca, o zaman için oldukça yeni bir tedavi olan, ölülerden alınan damarların kullanıldığı bir tedaviyi kabül etmeyip, bakınız doktoru Frank Glen'e ne demiş;"Yeterince yaşadım, hayatım boyunca çok çalıştım, hayatın tadına vardım, ben istediğim zaman giderim. Hayatı yapay olarak uzatmayı istemek tatsız bir olaydır. Çalışmalarımı bitirdim, şimdi gitmek zamanıdır. Ben bunu cesaretle yapacağım."

Hayatın tadı


malzemeler:

çilek...

su...

pudra şekeri...



hayat bazen tatlıdır (:

bazenlerin tadını çıkarmak gerek

Çikolatanın gizemi


Çikolata


Gizem ,esrar ,bilinmezlik,gizlilik,bir nevi bastan cıkarma.Belirsizlik simülasyonun en keskin belirtisi..Baudrillard , özellikle ‘baştan çıkarma’ söz konus olduğunda simülasyonun ta kendisi olduğunu ileri sürer.Etkili bir afrodizyak olan kakao yağından yapılan çikolata tam anlamıyla tek başına bir baştan çıkarıcıdır.Bu bağlamda ‘Çikolata’ adlı filmde baştan çıkarıcı olarak bilinen çikolatanın yanında başka baştan çıkarıcı etmenlerde bulunmakta.’Çikolata’ filmi bastan asağıya gizem içinde olan bir film.Bilinmeyen yerden gelen , babası dahi bilinmeyen bir kız çocuğuyla annesinin küçük bir kasabaya gelmesiyle başlayan bir esrar perdesi...Gelinen kasaba ; gelenek ve göreneklerine bağlı ,belirli katı kurallar, çizgiler dışına çıkmayan ,yeniliklere kapalı tutucu bir kasabadır. Kasaba halkı töreleri yüzünden istediklerini yapamayan bir nevi simulasyon içinde yaşayan , istediği gibi değil istenildiği gibi yaşayan bir halktır.Kasabanın merkezindeki kilise ve kilisenin önünde duran siyah heykel eski geleneklerin bekçisi gibi kasabalıların tepesinden onları hep gözetler.Bilinmeyen yerlerden gelen yabancı bir kadın ve kızı bu kasabadan bir dükkan kiralar ve dükkanın gizemini ,baştan çıkarıcılığını yok etmemek için dükkanı gizli gizli hazırlamaya başlarlar.Bu gizlilik sayesinde dükkan kasabalıların ilgi odağı olmayı başarır.Dükkanın ismi , dekorları, esrarı bozmamak icin eski, gizemli bir uygarlığın ismi olan ‘Maya’ dır.İçinde ne olduğunu bilmeden çikolatayı yiyen kasaba halkı ,çikolatayı çok sevdiği halde geleneklerine karşı gelmemek ,sıradanlığın dışına çıkmamak için bu tadını beğendiği çikolatayı yememekte diretiyordu.Fakat ‘tam size göre bir çikolatam var’ diyerek insanlara bir yönlendirme yapan çikolatacı kadın bu sayede çikolataya ‘artı’ bir gizem katarak cikolatalarını baştan çıkarıcı yapmıstır.Bu çikolataları deneyip töreler dışına çıkan kasaba halkı simülasyondan kurtulup gerçek hayatının isteklerini yaşamaya başlar ve bu gönüllü baştan çıkma insanları mutlu eder.“Baştan çıkaran şey,bir kadının şu ya da bu oyunu değil , o oyunun sizin için oynanmış olmasıdır.Baştan çıkarıcı olan şey baştan çıkarılmaktır; bu anlamda baştan çıkarıcı olan şey de baştan çıkarılmış-varlıktır.Başka bir deyişle ,baştan çıkarıcı olan insan , baştan çıkarılmış varlığın kendini bulduğu insandır..” der Baudrillard.Çikolata filmindede sadece kişiye hazırlanmış bir baştan çıkarıcı -Çikolata- vardır .Herkese farklı bir çikolata..

Ses


Ses..

"yalnizlik, her kimlige dogu$tan yazili tek ugra$idir insanin bir ya$ama sirasinda.. tek sermayesi, sahip oldugu tek $eydir. kiymetini bilmelidir, dedi. yalnizdir insan, hep kalabaliklara kari$ma tela$i bundandir. kalabalik yalnizliklar, yalniz kalabaliklar olu$ur $ehir $ehir, ulke ulke. kalabalik arttikca, artmaktadir yalnizliklar.

Aşk


AŞK...
... insan bir ölümü istemez, bir de ondan beter bir yalnızlığı ama ikisi de muhakkak gelir başına bir yalnız yaşama sırasında.
ölümün değil ama yalnızlığın bir tek çaresi var dedi: tek çaresi aştır bir yanlız yaşama sırasında nefes almanın.
Aşk da zaten iki yalnızın ortak bir yalnızlıkta buluşmasıdır dedi. aşık olun......gösterin birbirinize yalnızlıklarınızı.nasılsa ayrılık, insanın kendi tek kişilik yalnızlığını özlemesi.Sadece ölüm diil, ayrılıkta yaşamın emri

Mystery (:


Mystery..


- Baak senin de var mı? kızların pipisi yokmuş!

- Hıhh (!)... Salak onu sünnette keseceklerr (:

- ....Anneeeeeeeee (!!!)